Bu konunun çok ısıtılmasını, sürekli gündemde tutulmasını istemiyorum ama “aptallığın”, anlayış kıtlığının bu kadar prim yaptığını görünce, Can Dündar gibi bu ülkenin yetiştirdiği 3-5 kaliteli belgeselciden birine ağır hakaretleri, saygısızlıkları okuyunca da çileden çıkıyorum.

Bu seferki çileden çıkışım rutin ekşi sözlük ziyaretlerimden birisi sırasında oldu. Bugünün “entry”lerine göz attığımda “ata nin can dundar a mektubu (33)” yazısını gördüm ve “yine biri saçma birşeyler yazmıştır ve onun üzerinde tartışma devam ediyordur” diye düşündüm. Tam da düşündüğüm gibi olmuştu.

Elemanın birisi Atatürk’ün ağzından Can Dündar’a; vatan millet sakarya nidalarıyla dolu, şehit edebiyatıyla süslü, “çocuk” vurgularıyla bezenmiş bir mektup yazmış. Şöyle ki:

utandım çocuk

beni anlatan bir film yapmışsın .
kızgınım, utanç içindeyim.
sana değildir kızgınlığım. filmdeki mustafa’dan da utanmış değilim.
başaramamışım, bundandır utancım.
komutam altında, bu vatan için kanını akıtan türk askerlerinden utandım.
“özgürlük” demiştim, benim karakterimdir. .
“bilim” demiştim, tek yol göstericidir.
sen, “karanlıktan korkardı” demişsin benim için.
korkardım evet. bu ulusu boğmak isteyen karanlıklardan çok korktum.
ama insaf be çocuk, korkup da kaçmadım ya.
söküp atmadım mı o karanlığı bu ülkenin üzerinden?
diktatör demişsin bir de. hiç okumadın mı çocuk?
nerde benim nesilleri emanet ettiğim öğretmenler?
anlatmadılar mı sana?
başkomutan olarak cepheden cepheye koşarken ve bütün kararları tek başıma alabilecekken neden bir meclis kurdum ben çocuk? böyle diktatör olur mu?
ah be çocuğum.
neden, nasıl düşman ettiler seni bana?
baktım aşktan, sevgiden, aileden bahseden güzel şeyler yazmışsın bugüne kadar.
belli ki,çalışkansın, zekisin. kara cüppeleri ile milletin ümüğüne çökmüş olan yobazları çok iyi anlarım da çocuk, seni anlayamıyorum.
onlar zaten hiç sevmedi beni. yüzyıllardır süren iktidarlarını çekip almıştım ellerinden.
sevmeyecekler beni elbette..
peki sen çocuk, sen neden kol kola girdin bu kara kalplilerle?
dedim ya, sana değil kızgınlığım.
başaramamışım.
anlatamamışım demek ki özgürlüğün kıymetini, bağımsız bir ulusun, onurlu özgür bireyi olmanın ne büyük bir nimet olduğunu.
yazık olmuş, onca vatan evladının kanına, onca ananın göz yaşına. veremem ki şimdi hesabı, ne o gencecik bedenlere, ne de gözü yaşlı analara.
“bu muydu uğruna bizi ölüme gönderdiğin vatan?” derlerse,
“bu nesiller miydi,ölen evlatlarımızın kanıyla kurduğun ülkeyi emanet ettiğin?”
diye sorarlarsa ne derim ben onlara be çocuk?

olmadı be çocuk…
olmadı.
m.kemal

Oldukça sığ ama etkili, damardan cümlelerle; biz ulusalcıları, vatanını milletini sevenleri, gaza gelmekten zevk alanları çok güzel avlayan bir yazı olmuş. Avlandıysanız aferin.

Bence bu yazıya en güzel yanıtı da şu satırlar vermiş:

“başaramamışım..
anlatmak istenileni anlamayan mal bi nesil yetişmiş benden 70 yıl sonra..
beni putlaştıran bir nesil..
takma kafana can’ım..”

şeklinde bir paragrafı mutlaka ihtiva etmesi gerekir diye düşünüyorum..

Bu kadar sığmıyız gerçekten, çok fazla “Var mısın Yok musun” izlemekten mi böyle olduk, yoksa hep böyle miydik, anlamıyorum. Karşınızda gerçekten uğraşmanız, eleştirmeniz gereken birileri, Atatürk’ün eserlerini “gerçekten yıkan” birileri varken bir belgesel yapımcısına, bir araştırmacıya bu saldırı neden anlamıyorum ben… Adam, masum bir belgesel-film yapmış ve belgelere dayanan yorumlamalara gitmiş. Ne var bunda?


Benzer Yazılar