Gündem 01 Şub 2008 0:15
Türban Tartışmalarına Dikkat!
Son haftalarda aldı başını bir türban tartışması gidiyor. Yok çene altı olsun, yok sadece üniversitede olsun diye yeni yeni çerçeveler çiziliyor. Yalnız burada dikkat edilmesi gereken türbanın örttüğü arkadaki haberleri kaçırmamak. Yoksa bu boş tartışmalar daha elli yıl böyle sürer gider. Gelin bugün açıklanan 2007 dış ticaret açığı verilerine bakalım ve hangi açıklarımızı türbanla kapatmaya çalıştıklarını gözden kaçırmayalım.
Önce Hürriyet internet sitesinin haberini okuyalım…
Geçen yıl dış ticaret açığı, 2006 yılına göre, yüzde 16,3 artarak 62 milyar 833 milyon dolara yükseldi.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ocak-Aralık dönemi dış ticaret istatistiklerini açıkladı.
Geçen yıl dış ticaret açığı, 2006 yılına göre, yüzde 16,3 artarak 62 milyar 833 milyon dolara yükseldi. 2006′da yüzde 61,3 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 63′e yükseldi.
Türkiye’nin 2007 yılındaki ihracatı, bir önceki yıla göre yüzde 25,3 artarak 107 milyar 154 milyon dolar, ithalatı da yüzde 21,8 artarak, 169 milyar 987 milyon dolar oldu.
2006 yılında, 85 milyar 535 milyon dolarlık ihracat, 139 milyar 576 milyon dolarlık ithalat yapılmıştı. 2006′da dış ticaret açığı 54 milyar 41 milyon dolar, ihracatın ithalatı karşılama oranı da yüzde 61,3 olarak gerçekleşmişti.
Artan bir ihracat görülüyor ancak çığ gibi büyüyen bir ithalat var. Ve bu açık dengelenmedikçe uçuruma daha da yaklaşıyoruz. O yüzden insanları içi boş tartışmaların ortasına sürüklemek yerine yapıcı, kafanın dışını değil içini merkez alan çözümler üretmek gerekiyor.
Siz de dikkatli olun bu saçmasapan tartışmaların ortasına çekilmeyin. Türbana karşı da olabilirsiniz, ateşli bir türban taraftarı da; ancak Avrupa Birliği tartışmalarında yaşadığımız gibi bunu futbol takımı taraftarlığı seviyesine düşürmemek ve birbirimize saygılı olmak gerekiyor. Yapılmak istenene son derece dikkat edin.
Size son olarak Ekşisözlük’ten bir alıntı yapmak istiyorum. mirmirik takma adlı kullanıcı 28 Ocak 2008 Türban Uzlaşısı başlığında AKP’nin türban algoritmasıyla ilgili güzel bir ipucu vermiş…
Şahane özgürlükçü uzlaşı. Uzlaşı başlangıç ve devamı şöyledir:
a. İslamcı parti olarak özgürlükten tek anladığı şey olan kadının kafasını örtmesine dair anayasada değişiklik yapmak için adım at.
b. Sivil toplum örgütleri, anayasa profesörleri, hukukçular bunun anayasaya da, AİHM kararlarına da aykırı olduğunu bağırıp dursun.
c. Bağıranlar analarını da alıp gitsinler. (opsiyonel)
ç. Anayasa profesörlerine “anayasayı sizden mi öğreneceğiz lan” denilsin. (opsiyonel)
d. Üniversite eğitmenlerine “işinize bakın lan” denilsin. (opsiyonel)
e. Değişikliği “babalar gibi” yap.
f. Anayasa Mahkemesi’nde iptal davası açılsın.
g. Mahkeme iptal etsin.
ğ. {en zevkli yeri şimdi geliyor:} Belediye seçimleri öncesi ciyak ciyak ulusalcıların özgürlük vermediğinden dem vur. (standart)
h: CHP’nin, askerlerin, cumhuriyetçilerin ne kadar da baskıcı / antidemokratik olduklarını gazetelerin(in) de yardımıyla oy verenlerine kabul ettir.
ı: Kömür ver. (standart)
i: Oy topla.
j: Belediyelerin %98′ ine sahip ol.
Sanırım bu kadar basit. Tabii anlayana! ![]()

16 Şub 2008 13:58
1.noname…
insanların açıkları(var mı yok mu ayrı mesele) ile bir başka durumu ilişkilendirmek acizlik belirtisidir(bakınız ilmihaller).Senin burada yapmış olduğunda üzülerek belirtmeliyim ki budur.Kafadan senaryo üretmişiz güzelce.Bişeyler sığınmak istiyorsunuz ama nafile.ahlak ve din birbirini tamamlar.Güzel ahlakı herkes bilmez.Çok derin ve ince düşünemez herkes.Bugün akademisyenlerimiz türbanla uğraşmaktan sağlam istatistiki verilerle akademik sıralamada dünya sonunculuğunu kimseye kaptırmıyorlar.Helal olsun bize….
16 Şub 2008 17:25
2.Umut DOĞAN…
Anlayış farklı, kültür farklı…
Fazla yoruma gerek yok, çünkü yapacağım yorumların çoğu bildiğiniz ama anlamak istemediğiniz şeyleri size tekrar etmekten öteye gitmeyecek.
Ama şunu demeden de geçemiyorum: O belirttiğiniz dünya sıralamalarında kaç İran, kaç Malezya, kaç Suudi üniversitesi var. Müslümanlık, köktenci yobazlık yüzünden ilk yıllarındaki büyüsü ve bilimselliğinden uzak bir durumda.
Yazımda işin özünün “kafanın içi” olduğundan bahsetmiştim. Yazık olmuş, anlamamışsınız. AKP veya CHP, sol veya sağ farketmez bütün siyasi partiler olaylara popülist açıdan bakarlar. Okuru o açının dışına çıkarmaya çalışmıştım.
Görüşlerinize katılmasam da paylaştığınız için teşekkür ederim.