Kültür-Sanat 29 Eki 2007 23:03
Nazım Hikmet’ten İki Şiir
Nâzım Hikmet Ran, 20 Kasım 1901′de Selanik’te doğdu. Dedesi Nâzım Paşa, valiliklerde bulunmuş, özgürlükçü, şairliği olan bir kişiydi.Babası Hikmet Bey ise Mekteb-i Sultani (sonradan Galatasaray Lisesi) mezunu, önce ticaret yaşamını denemiş, başaramayınca Kalem-i Ecnebiye’ye (dışişleri) bağlanmış bir memurdu. Dilci, eğitimci Enver Paşa’nın kızı olan annesi Celile Hanım, Fransızca konuşan, piyano çalan, ressam denecek kadar iyi resim yapan bir kadındı.
Dedesinin de itelemesiyle şiirler yazmaya başlayan Nazım, 1919 yılında Heybeliada Bahriye Mektebi’ni bitirdi. Hamidiye Kruvazörü’nde güverte subayı iken, sağlık nedeniyle askerlikten ayrıldı, bu arada ilk şiirlerini yayımladı. 1921 başlarında Kurtuluş Savaşı’na katılmak için Anadolu’ya geçti, Bolu’da öğretmen olarak görevlendirildi. Daha sonra Batum üzerinden Moskova’ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’ne (KUTV) yazıldı. Burada siyasal bilimler ve iktisat okudu.
1924′te yurda döndü. Aydınlık Gazetesinde yayınlanan yazı ve şiirleri yüzünden on beş yıl hapsi istenince yeniden Sovyetler Birliği’ne gitti. 1928 Af Kanunu’ndan yararlanıp tekrar yurda döndü. Resimli Ay dergisinde çalışmaya başladı. 1932′de yeniden dört yıl hapse mahkûm olduysa da, bu kez Onuncu Yıl Affı’ndan yararlandı. Gazetecilik yaptı, film stüdyolarında çalıştı. 1938′de orduyu ve donanmayı isyana teşvik ettiği iddiasıyla 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Çankırı ve Bursa cezaevlerinde yattı.
1950′de özgürlüğüne kavuştuysa da sürekli olarak izlenmekten kurtulamadı; kitaplarını yayınlatma, oyunlarını oynatma olanağı bulamadı. Askere alınması kararlaştırılınca Romanya üzerinden tekrar Moskova’ya gitti. 1951′de T.C. yurttaşlığından çıkarıldı. 3 Haziran 1963′te bir kalp krizi sonucu yaşama veda etti. Moskova’da Novodeviçye Mezarlığı’nda toprağa verildi…
Nazım Hikmet – Akrep Gibisin Kardeşim
Nazım Hikmet – Bir Hazin Hürriyet

31 Eki 2007 0:44 1.Ufuk Eskici…
06 Oca 2008 13:21 2.ismail…
15 Oca 2008 21:46 3.ismail…
DAVET
Dörtnala gelip Uzak Asya’dan
Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket bizim.
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benziyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu dâvet bizim…
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim…
12 Şub 2008 14:14 4.ibrahim…
sen yanmassan ben yanmassam bizyanmassak nasıl çıkacak karanlıkalr aydınlığa.
05 Eyl 2008 8:54 5.Hakan…
23 Eki 2008 14:09 6.ecem…
10 Eki 2009 11:31 7.melisa…